Bonus Card Sahipleri “Ev Sahibi”Oluyor!

Kampanya sektörde ilk defa uygulanacak

bonus cardGaranti’nin en çok kazandıran ve bedavası en bol kredi kartı Bonus, kredi kartı sektöründe ilk defa uygulanacak bir kampanyayla, kart sahiplerini bu kez “ev sahibi” yapmaya hazırlanıyor. Konuyla ilgili bilgi veren Garanti Ödeme Sistemleri Genel Müdür Yardımcısı Elvan Bilge, kampanya kapsamında, her 10 günde 1 Bonus Card kullanıcısının ev sahibi olacağını bildirdi. Kampanyaya tüm Bonus kullanıcılarının rahatlıkla katılabilmesi ve yapılan her alışverişte ev kazanma şanslarının daha da yükselmesi için, çekiliş hakkının 50 YTL gibi düşük bir harcamaya verilmesinin planlandığı açıklandı.

Önümüzdeki günlerde başlayacak kampanyayla ilgili bilgi veren Elvan Bilge, Bonus Card’ın, en çok tercih edilen kredi kartı olmasının yanı sıra, Türkiye’nin en sevilen markaları arasında ilk sıralarda ve “lovemark” olduğunu belirtti. Hiçbir zaman ana odağı olan tüketici yararını kaybetmemesi, marka konumlandırmasında tüketiciye her zaman benzersiz fırsatlar sunması, yakın ve sıcak durması, Bonus Card’ın “lovemark” olmasının nedenleri arasında gösterildi.

Bonus Card’ı tercih edenlere teşekkür edebilmek için, geçtiğimiz yıldan bu yana  “I Love Bonus” adı altında bir dizi kampanyayı hayata geçirdiklerini belirten Elvan Bilge, “Bu kapsamda geliştireceğimiz son kampanyayla, şimdi de kart sahiplerine ev armağan etmeye hazırlanıyoruz. Bonus Card sahipleri, her 10 günde bir İstanbul’da 1 ev vermeyi düşündüğümüz kampanya kapsamında, Bonus üyesi işyerlerinden yapacakları 50 YTL gibi düşük tutarlı bir alışveriş karşılığında çekilişe katılabilecek. Yaptıkları harcamanın toplamına göre kazanma şanslarını artırabilecek. Yakında başlayacak reklamlarımızla, kart sahiplerini ayrıntılı olarak bilgilendireceğiz. Gerçekleştireceğimiz kampanyayla, sektörde her zaman olduğu gibi takip edileceğimizi düşünüyoruz.” dedi.
Kaynak: Haberturk.com

Memur-Sen: Açlık sınırı 817 YTL

Yoksulluk sınırı ise 1.936,971 YTL olarak açıklandı

açlık sınırıMemur Sendikaları Konfederasyonu, 4 kişilik bir çekirdek ailenin açlık sınırını 817.836 YTL, yoksulluk sınırını 1.936,971 YTL olarak açıkladı.

Memur-Sen’den yapılan yazılı açıklamada, Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB)’nın kişi başına belirlediği 6 YTL’lik fitre miktarı üzerinden 4 kişilik bir ailenin açlık sınırının 720 YTL olarak çıktığını ve bu rakamın da TÜİK’in değil Memur-Sen’in araştırmasını teyit ettiği belirtildi. 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırının 1936.971 YTL olarak belirlendiğinin ifade edildiği açıklamada şu verilere yer verildi:

“Açlık sınırı Temmuz ayında 821 YTL, yoksulluk sınırı ise 1928 YTL olarak belirlenmişti. Bireyin sağlıklı bir şekilde hayatını sürdürebilmesi için gerekli olan en temel gıda maddeleri ile Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği kalori miktarının dikkate alındığı açlık sınırı araştırmasına göre, çalışan kişinin aylık harcaması 220.812 YTL, çalışmayan eşin aylık harcaması 220.812 YTL., 0-6 yaş grubu çocuğun aylık harcaması 155.400 YTL, 6-15 yaş grubu çocuğun ise aylık harcaması 220.812 YTL, olmak üzere 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 817.836 YTL olarak belirlendi. Ağustos ayında gıda maddelerinde, Temmuz ayına göre ortalama değişim yüzde 3.466′lık bir azalış göstererek açlık sınırı 821 YTL’den 817 YTL’ye düştüğü gözlendi. Bu düşüşte çarliston biber, üzüm, sivri biber, dolmalık biber, kavun, patlıcan, fasulye, armut, karpuz ve bamya gibi yaz sebze ve meyve fiyatlarındaki büyük oranlarda azalmanın etkili olduğu bildirildi.”

Çalışan bir birey için yoksulluk sınırının 1.106,604 YTL olarak belirlendiğinin ifade edildiği açıklamada, çalışmayan eş için yoksulluk sınırının 318.102 YTL, 0-6 yaş çocuk için yoksulluk sınırı 204.828 YTL, 6-15 yaş çocuk için yoksulluk sınırı 307.437 YTL, toplam 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı ise 1936.971 YTL olarak saptandığı belirtildi. Araştırmada, yoksulluk sınırı belirlenirken gıda harcaması yanında ısınma, aydınlanma, barınma, sağlık, ulaşım, haberleşme, giyim, temizlik, eğitim-kültür, spor, tatil, çevre ve su, ev eşyası gibi giderlerin de esas alındığı dile getirildi.

Temmuz ayına göre, Ağustos ayında yoksulluk sınırındaki artışın enerji ve ısınma maddelerindeki fiyat artışından kaynaklandığının tespit edildiği araştırmaya göre, geçen ay ısınma maddelerindeki fiyat artışı yüzde 6.560 olarak gerçekleşti. Isınma maddeleri içinde ise yüzde 17.084 artışla rekoru doğalgaz fiyatının kırdığı vurgulandı.

Kaynak: Haberturk.com

Ramazanda tahin değil, pekmez yiyin

Özellikle ağır işlerde çalışanlar dikkat!

pekmezBeslenme ve diyet uzmanları ramazan ayında inşaat, kömür ocakları gibi emek yoğun işlerde çalışanlara sahurda çok miktarda pekmez tüketmesini öneriyor. Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Yard. Doç. Dr. Mehmet Akman, yaptığı açıklamada, ramazan ayında uzun bir süre aç ve susuz kalan oruçluların, bu dönem içinde beslenmelerine dikkat etmeleri gerektiğini söyledi.

Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği bu ayda vücudun normalden daha fazla enerji harcadığını ifade eden Akman, ”oruç tutan vatandaşlarımız Ramazan ayı boyunca iftar ve sahurlarda tüketecekleri gıdaların miktarı ve çeşidi konusunda oldukça seçici olmalı.

Gün boyu tok kalma arzusu ile aşırı ve bilinçsiz yemek yerine enerji ve mineral değeri yüksek pekmez ve bal gibi ürünlerin tüketilmesini öneriyoruz” dedi. Akman, inşaat, kömür ocakları ve sanayi gibi emek yoğun işlerde çalışan vatandaşların gün boyu yüksek miktarda enerji kaybettiğini, bu nedenle söz konusu kişilerin sahurda yoğun demir ve kalsiyum içeren gıdalar tüketmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:”Pekmez önemli bir enerji kaynağı. Ağır işlerde çalışanlara sahurda, içerisinde başta demir olmak üzere çok çeşitli vitaminleri barındıran pekmezi bolca tüketmelerini öneriyoruz.

Bunun dışında pekmezi oruç tutan gebe ve emziren anneler için de öneriyoruz. Gebe ve emziren anneler kendileri ve bebeklerinin sağlıkları için oruç tutmamalı. Her şeye rağmen oruç tutmak isteyen gebe ve emziren annelere de sahurda pekmez gibi enerji deposu gıdaları tüketmelerini öneriyoruz. Bu sayede anneler pekmezden aldıkları enerji ve vitamin ile gün boyunca hem kendileri hem de bebeklerinin vitaminsiz kalmamasını sağlayabilirler.”Akman, pekmezi obezite sınırında olanlar ile şeker, tansiyon gibi kronik hastalıkları bulunanların tüketmemesi gerektiğini bildirdi.

Gıda Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Ramazan Çelebi ise her yıl ramazan ayının gelmesiyle birlikte sofralarda yer alan tahinin yoğun şekilde tüketildiğini söyledi.Özellikle tahinli pidelerin uzun süre tok tuttuğu için ramazanda sık tüketildiğini ifade eden Çelebi, ”buna karşın tahin, içerdiği yağ nedeniyle aşırı tüketilmesi halinde yorgunluk hissine neden olabiliyor. Tahin vücudun ihtiyaç duyduğu besin maddelerini içeren bir gıda ama iftarlarda aşırı tahin tüketilmesinden kaçınılmalı” diye konuştu.

Kaynak: Haberturk.com

Oruçluyken ağız kokusuna son!

Formül çok basit..

ağız kokusuSağlık Bakanlığı Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Kulak Burun Boğaz Profesörü Murat Karaşen, ramazan ayının önemli sorunlarından olan ağız kokusunun, ağız kuruluğuna bağlı olarak ortaya çıktığını söyledi.

Prof. Dr. Karaşen, ramazanda gün içinde uzun süre sıvı tüketilmediği için ağız kuruluğu oluştuğunu belirterek “Tükürük ağız içini yıkayan, koruyan, orayı temizleyen, oranın hijyenini sağlayan önemli bir vücut salgısı. Tükürük olmadığı zaman gıda artıkları ağzımızın girinti çıkıntılarında kalıyor. Ve bunlara bağlı ortaya çıkan bir takım oksijensiz ortamda yaşamayı seven bakteriler, ağız içinde birikiyor, çoğalıyor ve onların ortaya çıkardığı gazdan da ağız kokusu oluşuyor” dedi.

Sağlık Bakanlığı Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Kulak Burun Boğaz Profesörü Murat Karaşen, ANKA’ya yaptığı açıklamada, ramazan ayında ağız kuruluğu ve buna bağlı olarak oluşan ağız kokusunun önemli bir sorun olduğunu belirtti. Tükürüğün içinde koruyucu faktörler olduğunu bildiren Prof. Dr. Karaşen şunları söyledi:

“Dolayısıyla ağzımızın kurumaması ve ağzımızın sürekli ıslak kalması, tükürüğün bolca salgılanması ağız hijyeni açısından oldukça önemli. Diş sağlığımız, diş hijyenimiz açısından da tükürük çok önemli. Peki ağırlıklı olarak ağzımız ne zaman kurur? Uzun süre sıvı tüketmez isek ağzımız kurur. Geceleri uyuduğumuz zaman tükürük salgısı minimuma indiği için, hele ağzımız açık yatıyorsak ağzımız kurur. Onun haricinde ani şok gibi durumlarda, anti depresanların etkisiyle, aşırı terleme gibi sıvı kaybı olan durumlarda da ağız kuruluğu olur. Dolayısıyla ramazan da bunlardan bir tanesi. Sahurdan sonra akşama kadar oruç tutan vatandaşlar sıvı tüketemediği için, herhangi bir şey yenilip içilmediği için buna bağlı olarak da tükürük salgısı minimuma indiği için ağız kuruluğu oluşacak ve ağız kuruluğuna bağlı olarak da ağız kokusu ortaya çıkacaktır.

ORUÇLU HALE BAŞLAMADAN ÖNCE DİŞLER ÇOK İYİ FIRÇALANMALI

Ramazanda nelere dikkat edilmesi gerektiğine de değinen Prof. Dr. Murat Karaşen, iftar ile sahur arası bol sıvı tüketmek gerektiğine işaret etti. Prof. Dr. Karaşen, özellikle sahurda mümkün olduğunca fazla sıvı alınması gerektiğini kaydederek şunları söyledi:

“Sahurda oruçlu hale başlamadan önce, mutlaka ağız hijyenine dikkat edeceğiz, dişlerimizi çok iyi bir şekilde fırçalayacağız. Halkımızın önemli bir kısmının bilmediği bir konu var. Ağız kokusunda önemli bir yere sahip. Dilin üst bölümünün temizliği. Biz bu bilinci oluşturmaya çalışıyoruz. Bununla ilgili gelişmiş ülkelerde dil fırçaları ya da dil kazıyıcıları var. Daha henüz ülkemize gelmedi. Yüzeyi düzgün olan tahta spatula gibi şeylerle, dilimizi hafif dışarı çıkarıp geriden öne doğru hafifçe tahriş etmeden kazıyarak o tabakayı, katmanı temizleyebiliriz. Çünkü bakteriler bu katmanın altında yaşıyor. O katmanı temizler, iyi temizlik yaparsak bu ağız kokusuna sebebiyet veren bakterileri ve onların beslendiği gıda artıklarını da ortamdan uzaklaştırmış oluruz. Mutlaka yemeklerden sonra, yani iftar ve sahurdan sonra ağız gargarası yapmak gerekiyor. Gargara yaparken de özel bir madde kullanmaya gerek yok. Bizim normal içtiğimiz su ile de çok rahat bir şekilde ağzımızı gargara yaparak, kenar köşede tutunan gıda artıklarını yok etmiş ve ağız kuruluğu ile kokuyu gidererek ağız hijyenimizi de korumuş oluruz. Öte yandan yoğurt ağız hijyenini sağlayan özelliklere sahip bir gıda. Yine maydanoz çiğnemek, yeşil çay içmek ağız hijyenini sağlayan ve ağız kokusunu gideren gıdalardan. Bu sebepleri tümden kaldırırsanız ağız içinden kaynaklanan ağız kokuları yüzde 95 azalır.”

PROTEİN AĞIRLIKLI BESLENENLERDE AĞIZ KOKUSU DAHA FAZLA

Sadece ramazana özel değil de, uzun vadeli olarak da ağız hijyenini sağlamak için tükürüğün bol olmasının önemini vurgulayan KBB Profesörü Karaşen, bir takım hastalıklara bağlı olarak da tükürük azalması olabileceğini bildirdi. “Sjögren sendromu” gibi hastalıklarda, ışın tedavisi görenlerde ve yaşlılarda tükürük kuruluğu olabileceğini ve ağız hijyeninin bozulabileceğini ifade eden Prof. Dr. Murat Karaşen, “Bu gibi durumlarda da suni salgılar veya salgıyı arttırıcı bir takım önlemler alınabilir. En basitinden ekşi elma veya limon gibi şeyleri ağza sıkmak tükürük salgısını arttırır” dedi.

Tükürüğün basit bir salgı olarak algılanmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Karaşen, “Tükürük, ağız içini ıslatan, nemlendiren, temizleyen, koruyan, dişlerimizi koruyan, ağız hijyenimizi bozan bakterileri yok eden bir sıvı” diye konuştu. Özellikle protein ağırlıklı beslenenlerde ağız kokusunun daha fazla olduğunu ifade eden Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Murat Karaşen, “Protein çokça tüketildiğinde sülfür ve ağızda koku yapan gazlar daha fazla ortaya çıkıyor. Daha fazla ağız kokusu ortaya çıkıyor. Et, tavuk, balık ve tahıllar gibi protein içerikli gıdaları tükettiğimiz zaman ağız temizliğinde gıda artıklarının kalmaması için çok daha yoğun bir çaba göstermek gerekiyor” dedi.,

Kaynak: ANKA


Technology Webmasterim.Com Genel TOPlist