FINDIK TABAN FİYATI BELİRLENDİ

KADEMELİ ALIMLARDA İLK FİYAT 4 YTL.

fındık2008 sezonu fındık alım fiyatları açıklandı. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Giresun kalite tombul fındığa Eylül ayı için kilogram başına 4 YTL, müdahale alım fiyatı uygulanacağını açıkladı. Bakan Eker düzenlediği basın toplantısında, Giresun kalite tombul fındığa Eylül ayı için kilogram başına 4 YTL, Ekim-Kasım döneminde kilogram başına 4,5 YTL, Aralık ayı ve sonrası için kilogram başına 5 YTL müdahale alım fiyatı uygulanacağı söyledi. Eker, Levant kalite kabuklu tombul fındığa Eylül ayı için kilogram başına 3,90 YTL, kabuklu sivri fındık ve diğer kabuklu fındıklar için de kilogram başına 3,70 YTL müdahale alım fiyatı uygulanacağını kaydetti. Bakan Eker, Ekim-Kasım döneminde fiyatların kilogram başına 50 Ykr, Aralık ayı ve sonrası için kilogram başına 50 Ykr artacağını sözlerine ekledi.

SATMAK İÇİN ACELE ETMEYİN

Eker, “Üreticiler ürünlerini satmakta acele etmemeli” tavsiyesinde bulundu. Ürünü geç satan fındık üreticisinin hem arzı ötelemeye yardımcı olacağını hem de daha fazla fiyat alacağını vurgulayan Eker, 28 ayrı noktada 54 alım ekibinin görev yapacağını açıkladı. Üreticilerin internet ya da toprak mahsulleri ofisi randevu merkezlerine başvurarak satış yapabileceklerini söyleyen Eker, randevuların 01.09.2008 ve alımların 2 Eylül 2008 Salı günü başlayacağını da kaydetti.

FİYAT GEÇEN YILIN ALTINDA

“Ürün bedeli teslimden sonraki 25 gün içinde üreticilerin banka hesabına tek seferde aktarılacak” diyen Eker, geçen sene kilogram alım fiyatı 5,15 YTL olan fındıktaki düşüşün nedeni sorulduğunda, “Önceki yıllara göre daha yüksek rekolte bekleniyor. Bundan sonraki süreç içinde fındıkla ilgili daha kalıcı stratejimiz var” demekle yetindi.

ÜRETİM MALİYETİ 2 YTL
Toprak Mahsulleri Ofisi’nin 6 ilde 150 bin top kapasiteli depo kurduğunu ve 95 bin ton kapasitede depoyu da kiralayacak toplam kapasiteyi 235 bin tona çıkardığını açıklayan Eker, ‘peki bu fiyatla üretici kar edebilecek mi?’ şeklindeki bir soruya “Tabi ki kar edecek. Fındığın üretim maliyeti kilo başına 2 YTL” dedi

Kaynak: Haberturk.com

AĞAÇ ADAM GÖRENLERİ ŞAŞIRTIYOR!

Fotoğrafta gördüğünüz insan, Endonezya’da, ‘’ diye isimlendiriliyor.

ağaç adamEndonezya’da bir adam daha önce hiç rastlamadığımız bir hastalıkla boğuşuyor. Vücudunda ağaç kabuğuna benzer parçalar büyüyen bu insanın, estetik ameliyatla vücutlarından altı kiloluk yumrular alındı. Dede isimli Endıonezyalı , vücudunda garip çıkıntılar oluştuğunu ilk olarak onlu yaşlarda dizlerinde farketti.

İlerleyen zamanlarda onun vücudunu kaplayan ve büyüyen bu çıkıntılar o kadar korkutucu olmaya başladı ki; karısı onu terketti ve komşuları ve yakınları ondan uzaklaştı.

Vücudundaki bu çıkıntıları almak için Dede’nin doktoru , hastanenin İslamiyet’e göre kutsal aylarda olunmasına rağmen estetik ameliyata izin verdiğini söyledi. 9 operasyonsan sonra bu çıkıntıların yüzde 95′ini alabileceklerdi. Yüzde yüz bu çıkıntılardan kurtulamasa da alınan yüzde 95′lik kısım onun yaşam kalitesini düzeltti.

Doktor Dinata, Dede ile ilgili operasyondan sonra şu bilgileri verdi: ‘Yüzde yüz bu çıkıntılardan kurtulamasa da alınan yüzde 95′lik kısım onun yaşam kalitesini düzeltti. Bağımsızca bazı aktiviteleri gerçekleştirebiliyor ve kendi kendine yemek yiyebiliyor, yazı yazabiliyor ve telefon kullanabiliyor.’

Amerikalı doktorlarsa Dede’nin hastalığı ile ilgili ‘Human Papilloma Virus’ isminin verildiğini söyledi. Ayrıca yeniden oluşma riskinin de bulunduğunu belirten doktorlar, bu hastalığın hayati tehlikesinin bulunmadığını da belirtti.
’da bir hastanede operasyon geçiren Dede, çıkıntıların akciğer enfeksiyonunu da beraberinde getirdiğini söyledi.
Dede, estetik olmaya devam etmek zorunda. Ellerinde ve avuç içlerindeki çıkıntılar için Ramazan ayının biteceği Ekim ayında ameliyat masasına yatacak.

Doktor Dinata, Dede için herşeyin düzeleceğine inandığını belirtti: Biz onu eve göndereceğiz. O tekrar ailesini biraraya toplayabilecek.’

Kaynak: Haberturk.com

Bebeğinizi yıkarken…

Bebeğe annesi tarafından yaptırılan banyonun, anne ile bebek arasındaki sevgi bağlarını kuvvetlendirmesi açısından çok önemli bir faktör olduğu bildirildi.
bebek banyodaBebeklerin ciltlerinde yeterince koruyucu yağ tabakası oluşmadığı için kolay üşüdüklerini ve ısı değişikliklerine hemen uyum sağlayamadıklarını kaydeden uzmanlar, “Bebeklerin ciltlerindeki bariyer fonksiyonu gelişmediği için, ciltleri çabuk nem kaybediyor. Bu sebeple banyo suyunun sıcaklığının 36 derece, oda sıcaklığının ise 22-24 derece olması gerektiği unutulmamalıdır. Bebek cildi yetişkin cildine göre daha ince olduğu için bebekler çabuk üşür. Bu nedenle banyo süresinin ise 5-6 dakikadan fazla olmaması gerekiyor” diye konuştu.

İşte bebeği yıkamadan önce, yıkarken ve yıkadıktan sonra dikkat edilecek önemli hususlar:
Yıkanmadan önce

Bebeğinizi mutlaka karnı açken ya da beslenmeden en az 1.5 saat sonra yıkayın. Çünkü tok karınla yıkadığınızda midesine basınç yapıp kusmasına neden olabilirsiniz.

Soğuk suyu, sıcak su katarak ılıştırın. Suyun sıcaklığını dirseğinizle kontrol edin.

Suyun yaklaşık 10 santimetre derinlikte olmasını sağlayın.

Bebeğin cildine uygun, gözlerini yakmayan bebek ürünlerini hazırlayın.

Küvetin içine mutlaka bir havlu ya da küvet filesi koyarak bebeğinizin sert zeminle temas etmesini engelleyin.

Yıkarken…

Yıkama işlemine vücudundan başlayın. Başını en son yıkayın. Çünkü bebekler ısıyı en çabuk başlarından kaybederler.

Bebeğin ön kısmını yıkarken baş, omuz ve sırtını bir elinizle destekleyerek poposunu küvete oturtun.

Sırtını yıkarken bebeği çenesinin altından sıkmayacak şekilde parmaklarınızla kavrarken vücudunu aynı elinizin kol kısmıyla destekleyin ve yarı dik olacak şekilde tutun.

Başını yıkarken yüz üstü olmasına ve kulaklarına su kaçmamasına dikkat edin. Göbek kordonu düşene kadar bebeğinizi küvete yatırmadan, üzerine su dökerek, kordonu düştükten sonra ise küvete yatırarak yıkayabilirsiniz.

Mümkünse banyo sırasında yanınızda bir yardımcı bulundurun.

Yıkadıktan sonra

Kurulamak için mutlaka 2 havlu bulundurun. İlk havlu ile bebeğin vücudunu kuruladıktan sonra bebeğinizi giydirene kadar ikinci havlu ile sarılı tutun. Çünkü vücudundaki suyu emen ıslak havlu bebeğinizin üşümesine ve hızla ısı kaybetmesine neden oluyor.

Bebekler üşüdüklerinde ısılarını tekrar kazanmak için enerji harcıyorlar ve bu da kilo alımını yavaşlatıyor.

Giydirmeden önce bebeğinize bebek yağı yardımı ile masaj yaparak hem bebeğinizin gelişimine yardımcı olun hem de aranızdaki bağı kuvvetlendirin.

Kaynak: yasam.startv.com

Çocuğunuza D vitamini verin

Anne sütündeki D vitamini miktarı günlük ihtiyaca oranla çok düşük, bu nedenle bebeklere takviye olarak D vitamini verilmeli.

çocuk resmiKocaeli Sağlık Müdürlüğü Eğitim Şube Müdürü Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Berna Ayakta Şerifi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, anne sütündeki D vitamini miktarının 12-60 IU civarında olduğunu belirterek, günlük D vitamini ihtiyacı olarak 400 IU saptandığını söyledi.

Anne sütündeki D vitamininin daha kolay emildiği, dolayısıyla daha etkin olduğunun bilindiğini ifade eden Şerifi, anne sütünün tek başına süt çocuğunun D vitamini gereksinimini karşılayamayacağını dile getirdi.

Özellikle D vitamini eksikliği bulunan anneler ile çocukların takviyeye ihtiyacın artacağını kaydeden Şerifi, şöyle konuştu:

“Anne rahminde fetusun D vitamini ihtiyacı, annenin depolarından karşılanır. doğumdan sonra kendisini bir süre idare edebilecek kadar D vitaminini de çeşitli dokularında depolar. Eğer annede D vitamini depoları yeterli değilse bebek ya D vitamini eksik olarak ya da yetersiz D vitamini depolamış olarak doğar. Bu durum da doğumdan sonra yeterli D vitamini alınmaz ya da yeterince güneş ışığına maruz kalınmazsa D vitamini eksikliğine bağlı raşitizmin oluşma riskini artırır.”

Ağız yoluyla D vitamini verilmesinin de korunmada etkili olacağına işaret eden Şerifi, şöyle devam etti:

“Annelerde D vitamini eksikliği riski de göz önünde tutularak, anne sütü alan tüm çocuklara günde 400 IU D vitamini verilmelidir. D vitamini verilmesi, anne sütü kesildikten sonra da devam etmeli ve en az 1 yıl süre ile uygulanmalıdır. Anne sütü ilk 6 ay içerisinde, D vitamini içeriği dışında, çocuğun büyüme ve gelişmesi için tek başına yeterlidir.”

Raşitizmin, D vitamini yetersizliğine bağlı olarak genellikle süt çocuklarında kemiklerde kalsiyum ve fosfor depolanmasındaki problemle ortaya çıkan şekil bozukluklarıyla anılan bir hastalık olduğuna değinen Şerifi, yapılan araştırmaların Türkiye’de görülme sıklığının yüzde 7,9 ile yüzde 20 arasında olduğunu gösterdiğini kaydetti.

Güneş ışınlarının önemi

Şerifi, raşitizmin, bebekte kasılma, huzursuzluk, baş terlemesi, başın sürekli sağa ve sola çevrilmesi, kabızlık, kaburgalarda yuvarlak çıkıntılar, bıngıldakların kapanmaması (18 aydan sonra), kafa kemiklerinde yumuşama ve eğrilme (baş alın ve yanlarında çıkıntı), geç oturma ve yürüme, bacaklarda eğrilik, göğüs kemiklerinde bozukluk (göğüs içe veya öne doğru çıkar), kamburluk, bel kemiğinde eğrilik, diş çıkmasında gecikme gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini söyledi.

Şerifi, raşitizmden korunma yollarını ise şöyle sıraladı:

“Raşitizmden korunmanın temel koşulu gebe ve emzikli annelerle çocukların yeterince güneş ışığına maruz kalmalarının sağlanmasıdır. D vitamini yapımını sağlayan ultraviyole ışını, pencere camından geçmez.

Bu nedenle arzu edilen yararın sağlanabilmesi için güneş ışığına direkt olarak maruz kalınması gereklidir. Güneş ışınlarının anne ve bebeklerin en önemli D vitamini kaynağı olduğu akılda tutulmalı ve gebe ya da emzikli kadınlar da günde 10-30 dakika direkt güneş ışığı almalıdır.”

D vitaminini doğal yollardan karşılama yolları

“Güneş ışığına yeterince maruz kalmamak, D vitamini ve kalsiyumca zengin besinleri yeterince tüketmemek, bağırsaklarda emilim bozukluğu, karaciğer ya da böbrek yetersizliği gibi nedenlerle D vitamini eksikliği gelişebilir” diyen Şerifi, uzun süreli olarak kullanılan bazı ilaçların da D vitamini metabolizmasını etkileyerek raşitizme yol açabileceğini vurguladı.

Şerifi, D vitamini ihtiyacının doğal yollardan tereyağı, süt, peynir, balık, balık yağı ve karaciğer gibi hayvansal besinlerden karşılanabileceğini belirtti.

Şerifi, Sağlık Bakanlığı’nın 2005 yılında başlattığı “Bebeklerde D Vitamini Yetersizliğinin Önlenmesi ve Kemik Sağlığının Korunması Projesi” kapsamında, doğumdan itibaren 1 yıl boyunca tüm bebeklere sağlık ocakları ve ana çocuk sağlığı merkezlerinde ücretsiz D vitamini damlası verildiğini, proje kapsamında geçen yıl il genelinde toplam 22 bin 843 ücretsiz D vitamini damlası dağıtıldığını sözlerine ekledi.

Kaynak: yasam.startv.com


Genel TOPlist