Kimyasallar günlük hayatı tehdit ediyor

En çok kadınlar tehlikede. Peki , ?

Kimya mühendisi Mennan Aysan Kuzanlı’nın
hazırladığı “, ” adlı kitapta,
deodoranttan makyaj malzemesine, bebek bezinden bilgisayara kadar günlük
yaşamda kullanılan birçok ürünün içerdiği bazı kimyasal maddelerin
sağlığı tehdit edebileceği belirtildi.
ndan okurla buluşan kitaba göre, dünya genelinde yılda
insan yapımı 85 bin değişik cins sentetik madde üretiliyor ve her yıl
1000 adetin üstünde yeni sentetik madde buna ilave ediliyor.
Kaynak taraması ve araştırmalardan da yararlanılan kitapta, kimyasal
ürünlerin yiyecek ve içeceklerin yanında depolanmaması, kullanılmadan
önce etiketinin mutlaka ayrıntılı biçimde okunması, hamilelerin toksik
maddelerle mümkünse temas etmemesi ve ürünlerin kendi ambalajlarında
saklanması uyarılarında bulunuluyor.
Kitapta ayrıca, kimyasal içerikli maddeler yerine hemen her evde
bulunabilecek sirke, limon suyu, soda, çamaşır sodası, sıvı sabun gibi
malzemelerin kullanılması da öneriliyor. Kitaba göre, günlük hayatta
kullanılan ürünler ve içerdikleri kimyasal maddeler de şöyle:
-Fırın temizleme maddeleri: Kimi malzemeler, kostik ve amonyak
içerdiğinden, özellikle sprey şeklinde olanların havada zerrecikler
oluşturduğu için cilde, göz ve akciğerlere zarar verebiliyor.
Kullanımları sırasında iyi bir havalandırma sağlanması, cilt temasını
önlemek için de lastik eldiven kullanılması öneriliyor.
-Mobilya ve yer cilaları: Bu ürünlerin bazılarının içeriğinde bulunan ve
kanserojen bir madde olan fenol, ciltle temas ettiğinde de soyulma,
kabarıklık, yanma ve sivilceler oluşmasına yol açıyor.
-Eviye ve tuvalet açıcıları: “Kostik” isimli madde, astım hastalarında
astım krizlerini tetikleyebiliyor. Ayrıca, kostiğin cilt ile temasında
da anında cilt sorunları yaşanabiliyor.
-Bulaşık yıkama sıvıları: Renklendirilmiş olanlar kurşun veya kanserojen
etki yaratabilecek maddeler içerebildiğinden, bunların renksiz
olanlarının seçilmesi tavsiye ediliyor.
-Bulaşık makinesi deterjanı: Su ile temas ettiğinde aktive olarak toksik
klor gazı çıkarabileceğinden bu gazların mutfakta yoğunlaşması halinde
baş ağrısı, yorgunluk ve göz yanması meydana geliyor.

BİLGİSAYAR AĞRI NEDENİ

-Bilgisayarlar: Bilgisayar önünde uzun süre oturanlarda gözlerde tahriş,
çift görüş, asabiyet, stres, baş, boyun ve bel ağrıları sorunları ortaya
çıkabiliyor.
Diğer taraftan, elektromanyetik frekans yanında yüksek voltaj nedeniyle
oluşan statik elektriğin ortamda pozitif yüklü iyonların yoğunlaşmasına
sebep olduğu ve bunun sonucunda da yorgunluk, asabiyet, metabolik
rahatsızlıklar, baş ağrısı, yüz kızarıklığı ve çeşitli göz sorunlarına
yol açabiliyor.
-Ev bitkileri: Özellikle çocuklu evlerde kimi bitkilerin odaya
konulmasına dikkat etmek gerekiyor. Açelya, çiğdem, ortanca, ökseotu,
çan çiçeği, zakkum gibi bitkiler yenildiğinde zehirlenme yapabiliyor.
Ayrıca, ontoryum ve yonca gibi bitkiler de cilt, ağız ve deride tahrişe
neden olabilirken, nergis zambağı, düğün çiçeği, siklamen, karanfil,
sardunya, nergis, papatya, benjamin, lale soğanı, iris gibi bitkiler de
ciltle temas halinde kaşıntı, yenildiğinde kusma ve mide krampına
sebebiyet verebiliyor.

ŞAMPUAN RİSKİ

-Şampuanlar: Sentetik deterjan nedeniyle saç derisinde doğal yağ kaybı
ve göz yanması olabiliyor. Ayrıca, duş sırasında suyun fazla sıcak
olması da saç derisinin emme niteliğini artırarak kimyasalların daha
fazla absorbe olmasına sebep oluyor.
-Deodorant ve ter önleyiciler: Deodorant ve ter önleyicilerin içindeki
kimi maddeler, koltuk altı keseciklerinde iltihap ve deri tahrişine
neden oluyor.
-Talk pudrası: Bu malzemelerin kanserojen nitelikteki “asbest lifleri”
içermemesine ve alınırken bu hususa dikkat edilmesi gerekiyor.
-Allık: “BHA ve formaldeheti, DC Red33, FDC Yellow 5 ile FDC Yellow 6″
boya maddeleri içerenler kanserojen olabiliyor.
-Göz farı: Kanserojen “BHA, TEA” içerenler ile tahriş edici
“trienthanolamin ve quaternium 15″ içeren ürünlerden sakınılması
tavsiye ediliyor.
-Dudak boyası ve kalemi: Dudak boyalarında bulunabilecek hint yağı,
propyl gallate, glycerol diisostearat, ricinoleic ait, diisostearyl
malate, yellow 11, pigment boyar maddaler ve amyldimethylamino benzoic
asitin cilt tahrişine yol açabileceği, eosin boyaları, esanslar ve
lanolinin de dudaklarda kurumaya neden olabileceği uyarısında
bulunuluyor.
-Bebek bezleri: Ağartılmış beyaz kağıt içeren bazı tek kullanımlık
bezlerin ’dioksin’ içerikli olanları, bebeğin bağışıklık sisteminde ve
karaciğerinde hasara neden olabiliyor.

Kaynak: Haberturk.com

Bebeğinizi masaj yaparak mutlu edin

Bebeklere masaj nasıl yapılır? Masaj sırasında dikkat edilecek hususlar neler?

bebek masajıBebek masajı, anne ve bebeğin birbirleri ile tanışıp ilişkiyi başlatma ve geliştirmesi için önemli bir role sahip. Dolayısı ile bebek masajını yalnız fiziksel yararları olan fiziksel bir terapi olarak düşünmemek gerekiyor. Masaj sırasında iletişimin 5 boyutu ile birlikte (görme, dokunma, koklama, duyma ve tat alma) 6. boyut olarak hareketler de devreye giriyor. Bu sırada ten teması ile sağlanan
sözsüz iletişim de ilişkinin niteliğinde büyük önem taşıyor.

Ortopedi Bölümü’nden , annenin bebeği ile göz teması kurarak bebeğinin ayak parmaklarına dokunması; bunu yaparken yumuşak bir sesle ne yaptığını bebeğine anlatması, vücudunun dokunduğu bölgelerin adı ile birlikte, bebeğini rahatlatacak “gevşe”, “rahatla” gibi sözler söylemesinin bebeği yalnız fiziksel olarak değil; ruhsal olarak da rahatlattığını söylüyor.

Masaj sayesinde anne bebek arasındaki kurulan yakın ilişkinin yanı sıra bebek, vücudunun bölümlerini önce ayrı ayrı farkeder, sonra da vücüdunu bütün olarak gevşemiş bir şekilde algılar. İlk yapıldığında alışkın olmadığından bebek ağlayarak tepki gösterirse masajın bırakılması gerekir ancak zamanla masaj bebek için keyifli hale gelir.

Masaj boyunca bebeği hazırlamak için küçük bir ön hazırlık gerekir. Yeni doğmuş bebeklerde dikkat süresi yaklaşık olarak 15 dakika civarındır. Bu süreyi düşünerek her hareket bir ya da iki kere tekrarla yapılabilir ancak bebek masaja alıştıkça ve büyüdükçe bebeğinizin toleransına göre masaj süresini artırabilirsiniz. Masaj yaparken amacınızın bebeğinizle birlikte iletişim kurmak, rahatlamak ve eğlenmek olduğunu daima hatırlayın. Bebeğiniz, karnı doyduktan 1 saat sonra masaj için daha keyifli ve dinamik olacaktır.

Masaj yaparken dikkat edilecek noktalar

15 dakika süreyle rahatsız edilmeyeceğiniz bir ortamda olduğunuzdan emin olun. Rahat bir ortam yaratmak ve ikinizi de gevşetmek için hafif bir müzik çalın. Odanın ılık olmasına ve masaj süresince de böyle kalmasına özen gösterin. Bebeğinizi yatıracağınız yumuşak bir yüzey hazırlayın. Bebek masajını en güvenli yerde yapabilirsiniz. Masaj süresince gerekebileceğinden, temiz bir alt bezi ve yumuşak bir havluyu masaj yaptığınız yerde hazır bulundurmalısınız. Yumuşak
formüllü bir bebek yağı kullanılırsa, masaj sırasında sürtünme nedeniyle bebeğin derisi zedelenmez. Herhangi bir lezyon oluşursa masaja ara verin. Bebeğinizin vücudunda ellerinizin rahat hareket etmesini sağlayacak miktarda bebe yağını ellerinize sürün. Masaja hafif dokunuşlarla başlayın, kendinizi güvende hissettikçe ve bebeğiniz masaja alıştıkça, uyguladığınız basıncı yavaşça artırın.

Bebeğiniz bazen yorgun olabilir ve her türlü dış uyarı ona fazla gelebilir. Bu durumda dinlenmeye ihtiyacı vardır. Bırakın biraz dinlensin. Uyandıktan sonra masaj yapmayı tekrar deneyin.

Bebeğinizin daha da rahatlamasını sağlamak için, onun dikkatini bedeninin bir noktasına toplamasını sağlayın ve ona nasıl davranacağını öğretin. Örneğin bir kolunu tutun. Kolu hafifçe sallarken ona “rahatla” deyin ve gülümseyin. Bu, bebeğin dikkatini kendi vücudu üzerinde yoğunlaştırmasını ve rahatlamasını sağlar. Bu ruh halindeyken de dokunuşlarınızdaki olumlu mesajları daha kolay
anlar. Bebeğinize en iyi masajı o tamamen çıplakken yaparsınız, özellikle banyo yaptırdıktan sonra…

Bebeğin cildini, özellikle de bezli bölgeyi temizleyin. Bebek kendini savunmasız hissedebileceği için alt bezini hemen çıkartmayın. Bebeği soyduktan sonra, çişini ya da kakasını yapma ihtimaline karşı, altına bir bez yayın. Eğer bebek altını kirletirse, alt temizliğini yaptıktan sonra masaja devam edin.

Bebek Masaj nasıl yapılır?

Yüz Masajı: Bebeğinizin yüzü meme emme, diş çıkarma, ağlama ve çevresinde durmadan büyüyen dünya ile karşı karşıya kalmaktan dolayı sürekli ve büyük bir stres altında kalır. Parmaklarınızı bebeğin alnının ortasına koyun ve şakaklara, oradan da yanaklara doğru masaj yapın. Daha sonra başparmaklarınızla bebeğinizin göz kapaklarını şakaklara doğru hafifçe ovun. Yine başparmaklarınızla bebeğin burnunu yanaklara doğru hafifçe bastırarak ovun. Daha sonra çeneden kulak arkalarına doğru hafifçe masaj yapın.

Kol Masajı: Bebeğinizin kolunu kaldırın, omuzdan bileğe doğru önce bir elinizle, sonra da ötekiyle sıvazlayarak masaj yapın. Bu yöntemin adı “Hint Masajı Tekniği”dir. Hint Tekniğini uyguladığınızda ovma işlemini bilekte bitirmeyip ellere kadar da uygulayabilirsiniz. Aynı hareketi bu kez de bilekten omuza doğru tekrarlayın. Ters yönde yapılan bu masaja da “İsveç Tekniği” denir. Bebekler el masajına bayılır. Bebeğin elini açın, her parmağını sırayla ovun. Elinin üstünü
ve avucunun içini parmaklara doğru aşağı yukarı ovun. Tüm bunları tamamladıktan sonra avuç içlerinizle kollarını yukarıdan aşağı doğru yuvarlayarak hafifçe ovuşturun. Son olarak, bebeğinizin kolunu avuçlarınızın içine alarak, içe doğru dairesel şekilde sıvazlayın.

Karın Masajı: Karın masajı aynı zamanda bebeğinizin sindirimine, gaz çıkarmasına ve kabızlığın iyileşmesine de yardımcı olur. Kolik bebeklerde karın ağrısının giderilmesine yardımcı olabilir. na “su çarkı” denilen eğlenceli bir teknikle başlayabilirsiniz.

Ellerinizi kendinize doğru kum çeker gibi bebeğin karnından bacaklarına doğru hareket ettirin. Bebeğin bacaklarını havaya kaldırın, dizlerden bükerek hafifçe karına doğru bastırın. Bu bebeğin karın kaslarının gevşemesini sağlayacaktır.Bebeğinizin bacaklarını bileklerinden kavrayarak sol elinizle tutun. Bir önceki hareketleri sadece sağ elinizi kullanarak yapın. Bu mideyi rahatlatacak ve masajın daha derinlere etkili olmasını sağlayacaktır. nı, parmaklarınızın ucunu bebeğin göbeğinde soldan sağa doğru
yürüterek tamamlayın. Bu hareket bebeğin gazının çıkartılmasına yardımcı olur.

Bacak Masajı: Bacak masajı kollara uygulanan masaja çok benzer. Bacağı her iki elinizle yukarı kaldırarak tutun ve ellerinizi birbirine ters yönlerde çevirerek bacağını ovun, kalçadan bileğe doğru ellerinizin bu hareketini sürdürün. Aynı hareketi bilekten kalçaya doğru tekrarlayın. Kollara uyguladığınız burma yöntemini ellerinizi aşağı yukarı hareket ettirerek bebeğin bacağına da uygulayabilirsiniz.
Başparmağınızla topuktan başlayarak, parmaklara doğru ayak tabanını ve ayak parmaklarının her birini teker teker ovun.

Sırt Masajı: Birçok anne-baba bebek masajını bebeğin sırtını ovarak bitirmekten hoşlanır. Bebeği bir yastığın ya da battaniyenin üzerine yüzüstü yatırın. Bunu yaparken ellerinizin yağlı olduğunu ve bebeğinizin kayabileceğini unutmadan, dikkatlice hareket edin.

Ellerinizi bebeğin sırtında yanlamasına ileri geri hareket ettirerek masaja başlayın. Bunu yaparken ellerinizi yavaşça sırtta aşağı ve sonra yukarı doğru kaydırın. Her iki elinizi boyuna yakın bir şekilde sırtın ortasında tutun. Omurgaya dik açı oluşturacak şekilde, ellerinizle sürtme hareketi yaparak, boyundan kalçaya doğru hafif hafif kaydırarak tüm sırtını sıvazlayın. Daha sonra sırtında
parmaklarınızın uçlarıyla küçük daireler çizin. Masajı tamamlamak için bebeğin sırtını boyundan aşağı doğru yavaşça okşayın. Böylece bebek o günkü masajın bittiğini anlayacaktır.

Kaynak: Haberturk.com

Kadınlar neden uzun yaşıyor?

Beyler siz de bu taktiği uygulamaya çalışın…

Kadınların erkeklerden daha uzun yaşamalarının sırrı anlaşıldı.

Amerikalı araştırmacılara göre, kadınlar uzun ömürlerini daha iyi uyumaya borçlu. Öyle ki kadınlar normal koşullarda erkeklerden 2 kat daha fazla ve kaliteli uyuyabiliyor…

Kadınlar her gece 70 dakika, erkekler ise 40 dakikada derin uykuya geçebiliyor.

Kaynak: Haberturk.com

Bakanlık’tan oruç tutacaklara uyarı

Sağlıklı beslenme önerileri listelendi…

Sağlık Bakanlığı, ramazan ayının yaklaşmasıyla beraber oruç tutacak olanlara uyarılarda bulundu. Bakanlık, yeterli ve dengeli beslenmenin ramazan ayında da sürdürülebilmesi amacıyla, günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerektiğine işaret etti. Bakanlık, sahuru atlamanın yaklaşık 12 saat olan açlığı, ortalama 18 saate çıkardığını belirterek, bu durumun günün daha verimsiz geçmesine neden olacağını bildirdi.
Sağlık Bakanlığı, ramazan öncesinde oruç tutacaklar için altın uyarılarda bulundu. Bakanlık, ramazan ayında yapılan en önemli beslenme değişiklikleri arasında oruç tutan kişilerin günlük beslenme şekli ve öğün sayısını değiştirerek üç ana öğün olan günlük beslenme düzeninin iki öğüne indirilmesi ve özellikle hamur işleri, tatlılar, kırmızı et, ekmek, pilav ve makarna tüketiminin arttığını bildirdi. Oruç tutarken sağlıklı ve çeşitli besin seçenekleri ile yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanmasının esas olması gerekliliğine işaret eden Sağlık Bakanlığı, yeterli ve dengeli beslenmenin ramazan ayında da sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerektiğini bildirdi.

SAHURDA SADECE SU İÇEREK NİYETLENMEK VE GECE YATMADAN ÖNCE YEMEK YEMEK ZARARLI

Sağlık Bakanlığı, yapılan yanlışlardan birinin ise, sahurda sadece su içerek niyetlenmek veya gece yatmadan önce yemek yemek olduğunu kaydetti. Bakanlık oldukça zararlı olan bu tip beslenme tarzının yaklaşık 12 saat olan açlığı, ortalama 18 saate çıkardığını, bunun da açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olduğunun unutulmamsı gerektiğine dikkati çekti. Sahur yemeğinin ağır yemeklerden oluşmaması gerektiğine de işaret eden Sağlık Bakanlığı’nın uyarısında, “Gece metabolizma hızı düştüğü için yemeklerin yağa dönüşme hızı ve kilo alma riski artmaktadır. Bu nedenle sahura mutlaka kalkılmalı ve bu öğünde süt, yoğurt, peynir gibi besinlerden oluşan bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve kurubaklagil yemeklerinden oluşan bir öğün tercih edilmelidir” denildi.

İFTAR SOFRALARINDA İHTİYACIN 2-3 KAT FAZLASI BULUNUYOR

İftar sofralarındaki çeşitlilik ve bolluğun da zararlı olabileceğini bildiren Sağlık Bakanlığı, iftar sofralarında bir insana yetecek yemeğin 2-3 kat fazlası bulunabildiğini ve iftarda yapılan en büyük hatalardan birisinin de çok hızlı bir şekilde, çok yüksek miktarda besin tüketmek olduğunu ifade etti. Beynin doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra verdiğini belirten Bakanlık, bu durumun ilerleyen günlerde kilo alımına da zemin hazırladığı yönünde uyarıda bulundu.

RAMAZAN AYINDA REFLÜYE DİKKAT

Sağlık Bakanlığı, Ramazan ayında karılaşılan sağlık sorunlarına ilişkin de bilgi verdi. Bakanlık bu ayda en sık karşılaşılan sorunlardan birinin mide içinde bulunan yemek ve asitin yemek borusu içine doğru geri kaçması olarak tanımlanan reflü olduğunu bildirdi. Tüm bu rahatsızlıkların ortaya çıkmaması için sağlıklı beslenme önerileri çerçevesinde hareket edilmesi gerektiğine vurgu yapan Sağlık Bakanlığı, oruç tutmanın sağlıklı insanların metabolik dengesinde çok önemli değişiklikler yapmadığı, ancak şeker hastalığı ve karaciğer yetmezliği gibi bazı hastalıklarda veya hamilelik gibi özel durumlarda olumsuz sonuçlar doğurabileceğinin de göz ardı edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Bakanlık, kronik hastalığı olan kişilerin ise, mutlaka ilgili uzman hekime danışarak oruç tutmaları gerektiğini kaydetti.

BAKANLIK’TAN ORUÇ TUTACAKLARA ALTIN ÖĞÜTLER

Sağlık Bakanlığı, oruç tutanlar için sağlıklı beslenme önerilerini ise şöyle sıraladı:
-Ramazan ayı süresince yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterilmelidir.
-Ramazan ayında öğünler; sahur ve iftarda iki ana öğün ile, iftardan sonra 1-1.5 saat aralıklarla iki ara öğün şeklinde düzenlenmelidir.
-Oruç tutanların mutlaka sahur yapmaları sağlığın korunması açısından önemlidir. Sahur yemeğinde süt, yoğurt, peynir gibi besinlerden oluşan hafif bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir öğün tercih edilmelidir. Ancak gün içerisinde aşırı acıkma problemi olanların midenin boşalma süresini uzatarak acıkmayı geciktiren kuru fasulye, nohut, mercimek, bulgur pilavı gibi yemekleri tüketmesi; aşırı yağlı, tuzlu ve ağır yemekler ile unlu gıdalardan uzak durulması uygundur.
-İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlanılması, 10-15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edilmesi uygundur. Yine enerji veren ancak kan şekerini dengeli bir biçimde yükselten besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan gıdalar yerine bulgur pilavı, kepekli ekmek veya kepekli makarna gibi posalı besinler) tercih edilmelidir.
-Günde ortalama 2- 2,5 litre su içmeye, bununla birlikte enerji verirken sıvı ihtiyacını da karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve suları, soda, sebze suları içmeye özen gösterilmelidir.
-İftarda aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine; sütlü tatlılar (sütlaç, güllaç, muhallebi vb.) veya meyve tatlıları tercih edilmelidir.
-Yemekleri hızlı yemekten kaçınmalı, yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek yenilmelidir.
-Tek seferde büyük porsiyonlar yerine, iftardan sonra birer saat ara ile her seferinde azar azar küçük porsiyonlar şeklinde beslenilmelidir.
-İftar yemeğinden hemen sonra televizyon veya bilgisayar karşısına geçmek, koltukta dinlenmek yerine biraz hareket etmek, kısa mesafeli yürüyüşler yapmak sindirime yardımcı olması açısından yararlı olmaktadır.
-Ramazan ayında yemeklerin pişirme yöntemleri de çok önemlidir. Özellikle ızgara, haşlama ve fırında yapılan yemekler tercih edilmeli, kavrulmuş, tütsülenmiş ve kızartılmış besinlerden uzak durulmalıdır.
-Beslenme düzenindeki değişikliklere bağlı olarak oluşabilecek kabızlığı önlemek için, yemeklerde lif oranı yüksek gıdalar (kurubaklagiller, kepekli tahıllar, sebzeler) ve ara öğünlerde de taze ve kuru meyveler, ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişler tercih edilmelidir.

Kaynak: Haberturk.com


Genel TOPlist