Ceviz, beyni hem besliyor hem koruyor

Dışındaki yeşil kabuğu kafa derisini, sert kabuğu kafatasını, içindeki zar beyin zarını, meyvesi ise beynin fizyolojik yapısını andıran , içeriğiyle de beyin sağlığını koruyor.
ceviz
Son yıllarda, yüksek kesimlerdeki ormanlık alanların ağaçlandırmasında kullanılan cevizin sağlık açısından önemine dikkati çeken uzmanlar, beyin sağlığı açısından bu yemişin vazgeçilmez olduğunu söylüyor.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi diyetisyeni Özgen Arı, şekli ile beynin küçültülmüş bir modeli olan cevizin omega 3, omega 6, A, B ve E vitaminleri içerdiğini ifade etti. Lif yönünden zengin olmasının yanı sıra beyin için gerekli gümüş iyonlarını da barındırdığını kaydeden Arı, “Antibakteriyel özelliği olan gümüş iyonları beyin sağlığının koruyucusudur. , beynin ihtiyacı olan gümüş iyonlarını içeren tek meyve.” dedi. Cevizin zihni kuvvetlendirmesinin yanı sıra kalp ve kolesterol için de vazgeçilmez olduğunu belirten Arı, “ sadece ileri yaştaki bireyler için değil, gelişme çağındaki çocuklar için de tüketimi gerekli bir meyve. Cevizi, zihin açıcı, dikkat toplayıcı özelliği nedeniyle ÖSS ve SBS’ye giren öğrencilere öneriyoruz.” diye konuştu. Cevizin kan kolesterolünü düşürücü etkisinin de bilimsel olarak kanıtlandığını vurgulayan Arı, cevizin enerji içeriğinin oldukça yüksek olması nedeniyle günde 30-45 gramdan fazla tüketilmemesi gerektiğini kaydetti.

Kaynak:Zaman.com

2008 Nobel Tıp Ödülü sahibini buldu

3 bilim adamı sağlık alanındaki keşifleriyle bu yılki ödülün sahibi oldu.
nobel tıp ödülü
2008 Nobel Tıp Ödülü’nü Alman Harald zur Hausen rahim ağzı kanserine yol açan İnsan Papilloma Virüsü (HPV) ve Fransız Francoise Barre-Sinoussi ile Luc Montagnier AIDS’e neden olan HIV keşifleriyle kazandı.

Nobel Tıp Ödülünü, 1991 yılından bu yana kazananların listesi şöyle:

2007: Mario R. Capecchi (İtalya doğumlu ABD vatandaşı), Martin J. Evans (İngiltere)

ve Oliver Smithies (ABD)

2006: Andrew Z. Fire ve Craig Mello (ABD)

2005: Barry J. Marshall ve J. Robin Warren (Avustralya)

2004: Richard Axel ve Linda B. Buck (ABD)

2003: Paul C. Lauterbur (ABD) ve Peter Mansfield (İngiltere)

2002: Sydney Brenner (İngiltere), John E. Sulston (İngiltere) ve H. Robert Horvitz (ABD)

2001: Leland H. Hartwell (ABD), R. Timothy (Tim) Hunt (İngiltere) ve Paul M. Nurse (İngiltere)

2000: Arvid Carlsson (İsveç), Paul Greengard ve Eric Kandel (ABD)

1999: Guenter Blobel (Almanya ve ABD vatandaşı)

1998: Robert F. Furchgott, Louis J. Ignarro ve Ferid Murad (ABD)

1997: Stanley B. Prusiner (ABD)

1996: Peter C. Doherty (Avustralya), Rolf M. Zinkernagel (İsviçre)

1995: Christiane Nuesslein-Volhard (Almanya) Edward B. Lewis ve Eric P. Wieschaus (ABD)

1994: Alfred G. Gilman ve Martin Rodbell (ABD)

1993: Richard J. Roberts ve Phillip A. Sharp (İngiltere)

1992: Edmond H. Fischer (ABD ve İsviçre vatandaşı) Edwin G. Krebs (ABD)

1991: Erwin Neher ve Bert Sakmann (Almanya)

Kaynak:Haberturk.com

Gripten korunmak için basit yöntem

Sık sık ellerinizi yıkayın
eller
Sonbaharın gelmesi ve havaların aniden soğumasıyla birlikte birçok vatandaşın yakalandığı hastalığına karşı uzmanlar uyarılarda bulundu. Havaların soğumasıyla mevsiminin geldiğini belirten uzmanlar, hastalığa yakalanmak istemeyen vatandaşların önlemlerini bir an önce alması gerektiğini vurguluyor. Gribin en yaygın bulaşma sebebinin ortak kullanılan eşyalar olduğunu dile getiren uzmanlar, hastalıktan korunmanın en etkili yönteminin gribe karşı aşı olmak olduğunu belirtiyor. Uzmanlar, gripten korunmak isteyen vatandaşların gün içinde sık sık ellerini yıkaması gerektiğini ifade ediyor.

Memorial Suadiye Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nde görevli Uzman Doktor İlkay Keskinel, ve aşısı hakkında bilgi verdi. Havların soğuması ile birlikte mevsiminin geldiği uyarısında bulunan Keskinel, hastalığın mikrobu taşıyan kişilerin öksürmesi ve hapşırması ile havaya yayılan mikroplar ve doğrudan temasla bulaştığını aktardı. Genellikle 1-2 hafta içinde hastalıkta iyileşme görüldüğünü bildiren Keskinel, hastalığın özellikle diyabetli, yaşlı, solunum sistemi ve kalpte kronik hastalığı olan kişilerde daha da ağır seyredebileceğini söyledi.

Gribin bir virüs hastalığı olduğu için antibiyotik ilaçların tedavide işe yaramayacağını aktaran Keskinel, hastalara bol bol sıvı almaları ve dinlenmeleri uyarısında bulundu. Hastalıktan korunmanın en etkili yollarından bir tanesinin de virüsten uzak durmak olduğunu aktaran Keskinel, “Gripten korunmada gripli kişilerle temastan kaçınılması, ellerin sık sık yıkanması (örn. tokalaşma sonrası), kapalı kalabalık ortamlardan kaçınılması ve aşısı önerilebilir.” şeklinde konuştu.

“6 AYDAN KÜÇÜK ÇOCUĞA GRİP AŞISI YAPTIRMAYIN”

virüsünün sürekli tip değiştiren bir virüs olduğunu hatırlatan Keskinel, Dünya Sağlık Örgütü’nün her yıl o sene sık görülen virüs tiplerini belirleyerek buna göre aşı hazırladığını dile getirdi. aşısının uygulandıktan 10-15 gün sonra etkisini gösterdiğini belirten Keskinel, “Bu nedenle sonbahar başlarında yapılması önerilmektedir. Tüm kış boyunca yapılmasının bir sakıncası yoktur, erken yapılmasının nedeni, bağışıklığın bir an önce başlamasının sağlanmasıdır. Bu arada, çoğunlukla koruyucu olsa da aşısı yapılması, kişinin o yıl asla olmayacağı anlamına gelmez. Aşının koruyuculuğu, yüzde 60-80 arasında değişmektedir. Ayrıca aşısı gribe benzer diğer hastalıklardan (nezle gibi) korumamaktadır.” diye konuştu.
65 yaş üzerindeki insanlar, astım bronşit gibi hastalık taşıyanlar, kronik kalp ve damar hastaları ile şeker hastaları ve kan hastalığı taşıyanların aşısını mutlaka yaptırması gerektiğini ifade eden Keskinel, 6 aydan küçük çocuklara aşısının kesinlikle yapılmaması gerektiği uyarısında bulundu. Keskinel, “Aşı, tavuk yumurtasında hazırlandığından yumurta alerjisi olanlara, aşının içeriğine alerjisi bulunanlara, Guillain-Barré Sendromu adı verilen nörolojik bir hastalığı olanlara ve 6 aydan küçük bebeklere uygulanmamalıdır. Grup aşısı yapılacağı zaman ateşli bir hastalık geçirmekte olanların da, rahatsızlıkları düzelene kadar aşıyı ertelemesi önerilmektedir.” ifadelerini kullandı.

Sigara tiryakilerine müjdeli haber!!

Akciğerlerinizdeki risk azaldı!

sigaraaaABD’de yapılan bir araştırmada, brokolide bulunan bir maddenin, özellikle sigaranın yol açtığı akciğer rahatsızlıklarında hasarı azaltıcı etkisinin olabileceği ortaya çıktı.

ABD’nin köklü üniversitelerinden ’nde yapılan araştırmada, çoğunlukla sigaranın sebep olduğu ve her yıl tüm dünyada 100 binlerce insanın ölümüne yol açan Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı’nın (KOAH) hasarının engellenmesinde, brokolide bulunan “sülforapan” maddesinin etkisinin olduğu bulundu.

Brokoli gibi “” türü sebzelerde bulunan bu maddenin, insan akciğer hücrelerinde bulunan ve hücreleri toksinlerin zararlı etkilerinden koruyan “NRF2″ geninin faaliyetini arttırdığını tespit eden bilim adamları, sülforapan maddesinin kısa bir süre önce diyabetin sebep olduğu damar hasarlarına karşı da koruyucu bir etkisinin ortaya çıkarıldığını anımsattılar.

NRF2 geninin faaliyetinin arttırılmasının, KOAH’ın gelişimini engelleyecek tedavilerin geliştirilmesinde kullanılabileceğinin altını çizen araştırmacılar, çalışmalarında, sülforapanın, sigara dumanına maruz kalan hücrelerdeki düşük NRF2 seviyesini yükseltebildiğini gördüklerini belirttiler.

Daha önce yapılan araştırmalarda, brokoli gibi türü sebzelerin, kalp krizi ve felç riskinin azaltılmasıyla bağlantıları ortaya çıkarılmıştı.
Kaynak: Haberturk.com


Genel TOPlist