Kuşhan’ın zayıflama merkezi kapatıldı

“İş yeri açma ve çalışma ruhsatlarına ilişkin yönetmeliğe aykırı”

muzaffer kuşhan isimli genç kızın ölümüyle gündeme gelen Polenezköy’deki Dr. Muzaffer Kuşhan’a ait zayıflama merkezi bu sabah kapatıldı. Dün boşaltılan klinik, sabah saat 07.30 sıralarında Beykoz Belediyesi görevlileri tarafından mühürlendi. Ancak, zayıflama merkezininin kapılarında herhangi bir mührün bulunmaması dikkat çekti.

Sağlık Bakanlığı müfettişleri, incelemelerinin sonucunda Muzaffer Kuşhan’a ait zayıflama merkezi, “İş yeri açma ve çalışma ruhsatlarına ilişkin yönetmeliğe” aykırı olduğu gerekçesiyle kapatılması yönünde rapor hazırladı. Bakanlık raporu, İstanbul Valiliği’ne gönderdi. Valilik emriyle Beykoz Belediyesi görevlileri de sabah saat 07.30′da zayıflama ve obezite merkezini mühürledi. Ancak merkezin kapılarında herhangi bir mührün bulunmaması dikkat çekti.
Bu arada, dün tamamen boşaltılan merkezde bulunan bir görevli, basın mensuplarını çekim yapmamaları konusunda uyardı. Görevli, basın mensuplarının sorularını cevapsız bıraktı.
Kaynak: Haberturk.com

Keneye çözüm bulundu!

“Dünyada yakalamada yoğun olarak kullanılan sıfır maliyetli yöntem, Türkiye’de malesef bilinmiyor”

keneKırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığıyla ülke gündemine gelen keneleri yakalamada ”bayrak yöntemi” ile başarı sağlandığı bildirildi.

Ziraat Yüksek Mühendisi ve , yaptığı açıklamada, Türkiye’de yaygın olarak görülen ve çok sayıda insanın ölümüne yol açan KKKA gibi çeşitli hastalıkların etkenini taşıyan kenelerin, etkisiz hale getirilmesi amacıyla çeşitli yöntemlerin denendiğini belirtti.

Kenelere karşı ilaçlama uygulamasından önce, açık arazide aktivitesi tespitinin yapılması gerektiğini ifade eden Ulaşoğlu, ” tespitinde etkili bir yol bayrak yöntemidir. Yöntem, bir çubuğa takılı havlunun, bahçedeki yeşilliğin üzerinde gezdirilmesinden oluşuyor. Keneler, hareket halindeki havlunun canlı olduğu izlenimiyle havluya tutunuyorlar. Dünyada mücadelesinde yoğun olarak kullanılan sıfır maliyetli bayrak yöntemi, Türkiye’de maalesef bilinmiyor” dedi.

Uygulama sırasında kenelerin kıyafetlere tırmanmaması ve kayganlık sağlanması amacıyla bacağın diz altından itibaren koli bandı ile sarılmasının önem taşıdığına dikkati çeken Ulaşoğlu, şöyle konuştu:

”Korunmak amacıyla koli bandı ile sarılan ayaklara, etkisi kanıtlanmış ‘repellent’ (uzaklaştırıcı) de sıkılması gerekiyor. Üzerinde ‘repellent’ yerine ‘’ (böcek ilacı) yazan ürünler kesinlikle kıyafetlere dahi sıkılmamalıdır. Beyaz renkli havlu, keneleri daha çok çekecektir. Her 10 metrede havlu kontrol edilmeli, havluya yapışan keneler tür teşhisi için uzmana gönderilmek üzere kapalı kutuya alınmalıdır. Havluya çok sayıda farklı tür yapışabilmektedir. KKKA hastalığına neden olan nairovirüs etkenini taşıyan türler bu yöntemle yakalanabilir, ancak ota tutunmayan bir tür olan ‘Hyalomma spp’ için yaygınlaşmaya başlayan kuru buz yöntemi uygulanabilir.

Sivas’ta bayrak yöntemi ile yapılan deneylerde çok sayıda keneyi yakaladıklarını vurgulayan Ulaşoğlu, maliyeti bulunmayan bu uygulamayı, bahçesi bulunanların rahatlıkla deneyebileceğini kaydetti.

riskinin en yoğun döneminin mart ile kasım ayları arasında olduğunu, ancak Güney Afrika’da bu sürenin tüm mevsimlere yayıldığını ifade eden Ulaşoğlu, ” ısırma vakalarının bahar ve yaz mevsimlerinde yoğun olmasına karşın, kış aylarında da görülebileceği dikkate alınarak, kış mevsiminde de korunma tedbirleri sürdürülmelidir” şeklinde konuştu.

Ulaşoğlu, son dönemde KKKA hastalığında görülen artış nedeniyle yaz aylarında çok sayıda insanın kontrolü için ilaçlama yöntemine başvurduğunu söyledi.

korkusu ile ilaçlama yaptırılmasının yanlış olduğunu ifade eden Ulaşoğlu, sadece aktivitesi bulunan ortamlarda ilaçlama yapılması gerektiğini kaydetti.

mücadelesinde (böcek ilacı) uygulanmasının ardından 24 ila 48 saat arasında değişen bahçeye tekrar giriş süresine uyulmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Ulaşoğlu, ”Kullanılan insektisidlerin aktif maddesi permethrin, deltamethrin, carbaryl ve cyfluthrin olabilir” diye konuştu.

Bakanlık’tan sezaryenle doğuma savaş

Performans ölçülecek…

bebekSağlık Bakanlığı’nın, 1 Eylül’de yürürlüğe giren Sağlıkta Performans ve Kalite Yönergesi’ne göre, kurumsal performans kriterleri arasında sezaryen oranları da yer alacak. Buna göre bir hastanede gerçekleştirilen sezaryenle doğum oranları da hastanenin performansında bir gösterge olacak. Sezaryen oranlarını düşürmek ve normal doğuma yönlendirmek amacıyla belirlenen bu kritere göre, eğitim hastanelerindeki sezaryenle doğum oranının yüzde 20’yi, diğer hastanelerde ise yüzde 15’i geçmemesi gerekiyor. Sağlık Bakanlığı sezaryenle doğum oranını Dünya Sağlık Örgütü standartlarına ulaştırmak ve normal doğuma yönlendirmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. 1 Eylül’de yürürlüğe giren, Sağlıkta Performans ve Kalite Yönergesi’nde kurumsal performans kriterleri arasında bir hastanede gerçekleştirilen sezaryenle doğum oranları da yer alacak. Ve sezaryenle yapılan doğumların azlığı ya da çokluğu, kurumun verimliliğinin bir göstergesi olacak.

“ÖZELLERDE SEZARYENLE DOĞUM ORANI YÜZDE 70’LERE KADAR ÇIKTI”

, ANKA’ya yaptığı açıklamada, Türkiye’deki sezaryen oranlarının yüksek olduğunu ve bu oranları sorguladıklarını bildirdi. Daire Başkanı Güler, Bakanlık olarak sezaryen oranlarını Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği oranlara çekmek istediklerini ifade ederek “Bu anlamda sezaryen oranlarını da performans kriterlerinde bir klinik gösterge olarak alıyoruz. Koyduğumuz kriterlere göre, tüm hastanelerde sezaryen oranı yüzde 15’i geçmemeli, eğitim hastanelerindeyse yüzde 20’yi geçmemeli” dedi. Bu konunun üzerinde titizlikle durduklarını da belirten Güler, “Bu oranlar özel sektörde yüzde 70’lere kadar çıktı. Bu kabul edilebilir bir durum değil. Ne tıbbi anlamda ne de insanlık anlamında kabul edilemez oranlar” diye konuştu. 2006’dan beri bu uygulamayı gerçekleştirdiklerini ifade eden Güler şunları söyledi:
“Her geçen gün biraz daha niteliği arttırıyoruz. Farkındalıklar arttı, insanlar artık bunu sorgulamaya başladı. Bizim hassasiyetlerimiz ve performans kriteri olarak yürürlüğe koymamız, ülkemizdeki sezaryen oranlarının aşağı düşmesine yol açtı. Bu bir kültürel süreç. Gittikçe bu konuda farkındalık artıyor. Hastanelerin hizmet kalite belgesi alabilmeleri için de sezaryen oranının istenilen düzeyde olması lazım. Sezaryenle doğum oranları belli bir düzeyin üstündeyse o hastanedeki işleyişin sezaryen anlamında iyi olmadığını düşünüyoruz. Kurumsal kalite çalışmalarında sezaryen oranı yüksek olduğu zaman bireysel performansı da olumsuz etkileyebilir. Ek ödemeye, döner sermayeye de olumsuz yansıyabilir.”

SEZARYENLE DOĞUM YÜZDE 40’TAN YÜZDE 32’YE DÜŞTÜ

Sezaryenle doğumun sadece dünyada değil Türkiye’de de artması üzerine harekete geçen Sağlık Bakanlığı’nın çalışmaları sonuç verdi ve sezaryenle doğum oranında düşüş yaşandı. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, tüm Türkiye’de 2006 yılında toplam doğum oranı 706 bin iken, bunun 288 binini, yani yüzde 40,8′ini sezaryenle doğum meydana getiriyordu. 2007 yılında ise, toplam 766 bin doğum gerçekleşti. Bu doğumlarda ise 251 bin anne, yani yüzde 32,8′lik bir oran sezaryenle doğumu tercih etti.

BAKAN AKDAĞ’DAN DA SEZARYEN UYARISI

Geçtiğimiz günlerde çeşitli gezi ve incelemelerde bulunmak üzere Kayseri’ye giden Sağlık Bakanı Recep Akdağ’da buradan çağrıda bulunarak “Lütfen ihtiyacınız olmadığı sürece sezaryenle doğum yapmayın” demişti. Bakan Akdağ, Uluslararası standartlarda sezaryenle doğumun yüzde 20’yi geçmemesi gerekirken, Türkiye’de yüzde 60’lara çıkmasının kabul edilebilir bir durum olmadığını söylemişti.

Bir garip ameliyat!

Branşı olmadığı halde ilk kez açık kalp ameliyatına giren Doktor bakın neler yaptı.

ameliyatAfyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesinde kalbinden bıçaklanan 14 yaşındaki bir genç, kalp cerrahı olmayan ’nde görevli bir doktor tarafından ameliyat edilerek hayata döndürüldü. Hastanede ilk kez gerçekleştirilen açık kalp ameliyatı sırasında çekilen cep telefonu görüntülerinde, ameliyathane ortamına uygun olmayan görüntüler yaşandığı ortaya çıktı.

İşte O Skandal Görüntüler:

Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesinde 4 Eylül 2008 Perşembe günü tartıştığı bir arkadaşı tarafından kalbinden bıçaklanan 14 yaşındaki Osman Tokuş, ’ne kaldırıldı. Hastanede görevli tarafından kontrol edilen Tokuş’un aşırı kan kaybı nedeniyle nabzı durdu. Kalp cerrahı olan en yakın başka bir hastaneye yetiştirilemeyeceğini düşünün Dr. Atalay, baba Ahmet Tokuş’un da onayını aldıktan sonra Osman Tokuş’u ameliyat etme kararı aldı. İlçede ve kalp cerrahı bulunmayan hastanede ilk kez gerçekleştirilen ve 1,5 saat süren açık kalp ameliyatı sonrası yeniden hayata döndürülen Tokuş daha sonra Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak yoğun bakıma alındı. Sağlık durumu giderek iyiye giden Osman Tokuş, kendisini hayata döndüren Dr. Atalay’ın kontrolünde tedavisini sürdürüyor.

Branşı olmadığı halde mucize ameliyatı gerçekleştiren Op.Dr. Salim Atalay, hastayı kurtarmak için bu ameliyatı yapmaktan başka bir çareleri olmadığını söyledi.

Osman Tokuş’un hastaneye gelişi sırasında nabız ve tansiyonunun olmadığını belirten Dr. Atalay, “Nabız ve tansiyon olmadığı için kalp reziztasyonu yapıldı. Babasıyla konuştuktan sonra ameliyata almaya karar verdik. 5 dakika içinde hastamızı ameliyathaneye götürerek, ameliyata aldık. Kalbini açtığımda, kalbinde derin bir bıçak yarası vardı. Ameliyatı yaptıktan sonra hastamızın tansiyonu normale döndü” dedi.

Kalp cerrahı olmayan hiçbir hastanede bu tür ameliyatlar yapılmadığını anlatan Atalay, şunları söyledi;
“Acil bir vaka olması nedeniyle biz bu ameliyatı yaptık. Kalp cerrahı değilim ama acil durumlarda bu tür müdahaleler yapılması gereklidir ve biz bunu yaptık. Hastanın kalp cerrahı olan başka bir hastaneye yetişme şansı yoktu. Çünkü kalbinde giriş-çıkış olan iki tane bıçak yarası vardı. Acil ameliyatlar çok yaptım ama kalp ameliyatı ilk defa yaptım.”

Mucize kurtuluşun aktörü Osman Tokuş ise ölümden döndüğümün farkında olduğunu ama şuan kendini iyi hissettiğini söyledi.
Baba Ahmet Tokuş ise ameliyatı gerçekleştiren doktor ve hastane görevlilerine teşekkür ederek, “Kalp cerrahı olmayan bir doktor tarafından oğluma kalp ameliyatı yapılması beni herhangi bir endişeye sevk etmedi” dedi.

Bu arada bir hastane personeli tarafından ameliyatın gerçekleştiği anda çekilmiş cep telefonu görüntüleri ortaya çıktı. Ameliyathane ortamına uygun olmayan görüntülerin yaşandığı ameliyat sırasında personel hastanede ilk kez gerçekleştirilen kalp ameliyatının adeta tadını çıkartıyor. Ameliyathane elbisesi olmayan bir çok görevlinin de ameliyatı, cep telefonlarıyla görüntülemeleri dikkat çekiyor.


Genel TOPlist